Recent Changes - Search:

Dernek

Yazışmalar

BASIN

TOPLANTILAR

YÜRÜYÜSLER

TBMM

Holdingzede.com

.

HomePage

İslami holdingler için ilk tutuklama

Sayha Holding'in yöneticileri hakkında yerel mahkemenin verdiği 5'er yıllık hapis cezası onandı
İlk kez bir islami holdingin yöneticileri hakkında nitelikli dolandırıcılık kararı çıkarken, kararın emsal olması bekleniyor

AVRUPA ve Türkiye'de 20 bine yakın kişiden yüksek kâr payı vaadiyle para toplayan Sayha Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru ile 7 yöneticisi hakkında mahkemenin 'nitelikli dolandırıcılık' suçlamasıyla verdiği 5'er yıllık hapis ve 100'er bin YTL'lik para cezası Yargıtay tarafından onandı. Erol Doğru'nun kardeşi Hasan Doğru Afyonkarahisar'da yakalandı. Polis, haklarında tutuklama kararı çıkarılan Erol Doğru ve 6 yöneticiyi arıyor.

Avukat Nazik Köçer, Yargıtay'ın ilk kez bir İslami holdingin yöneticileri hakkında 'nitelikli dolandırıcılık' suçundan onama kararı verdiğini, bu kararın diğer davalara emsal olacağını söyledi. Konya'da ve yurtdışında bulunan 39 Sayhazede, yüksek kâr payı vaadiyle yatırdıkları paraları geri alamadıkları iddiasıyla Sayha Holding Başkanı Erol Doğru ve 13 yönetici hakkında Nisan 2003'te Konya Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu.

Doğru ve yöneticiler hakkında Konya 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Nitelikli dolandırıcılık' suçundan dava açıldı. Mahkeme, Kasım 2005'te Doğru ve 13 yönetici hakkında TCK'nın 158/1 maddesi gereği 'Nitelikli dolandırıcılık' suçundan 5'er yıl hapis ve 100'er bin YTL de para cezası verdi. Doğru ve avukatları kararı temyiz etti.

Yargıtay da onadı

Yargıtay 11'inci Ceza Dairesi, 4 Temmuz 2007'de verdiği kararla Başkan Erol Doğru ile birlikte yöneticiler Mehmet Kayakuş, Selahattin Genç, Hasan Doğru, Tevfik Tığlıoğlu, Ali Sağlık, Yücel Çiftçi ve Mehmet Öğe�nin suçlarının sübuta ermesi nedeniyle kararı bu kişiler açısından onadı. Dosya 31 Temmuz 2007�de yeniden Konya 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkeme kararı İnfaz Savcılığı'na gönderdi. Yöneteciler hakkında tutuklama kararı çıktı. Sanıkların yatacakları süre hesaplanarak, karar Konya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne tebliğ edildi.

Kardeşi tutuklandı

Sayha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru'nun kardeşi olan ve aynı zamanda holding yöneticisi Hasan Doğru, geçen hafta Afyonkarahisar'da yakalanarak cezaevine gönderildi. Polis, şimdi halen holdingin başkanı olan Erol Doğru ile diğer 6 yöneticiyi arıyor. Doğru ve yöneticilerin son birkaç yıldır Konya dışında oldukları biliniyor.

İslami titanların faturası yaklaşık 5 milyar euro

Sermaye Piyasası Kurulu, İslami holdinglerle ilgili bir çalışma yapmış ve toplam zararın yaklaşık 5 milyar euro olduğunu, 78 şirkette yaklaşık 400 bin kişinin de mağdur olduğunu belirtmişti. Ancak SPK 'Elimizde net kayıtlar, belgeler yok. Rakam 5 milyar eurodan da fazla olabilir' diye uyarmıştı.

SPK raporunda islami holdinglerin çalışma sistematiği 'Saadet zinciri sistemiyle ayakta duruyorlardı. Borçlarını, ödemeleri gereken parayı, başka birinden aldıkları parayla ödüyorlardı. Titan gibi yani. Biz devreye girdik, sisteme para akışı durdu' diye özetlenmişti.

İslami holdingler para toplamaya giderken çok yüksek reel getiriler vaad ettiler. Ortaklara kâr garantisi verildi. Para toplama işlemi derneklerde, cemaat toplantılarında, hatta camilerde bile oldu.

Köçer: Emsal teşkil eder

Sayhazedelerin avukatı Nazik Köçer, kararın Konya'daki İslami holdingler açısından bir ilk olduğunu belirterek, "Yerel mahkemenin verdiği 'Nitelikli Dolandırıcılık' kararı da bir ilkti. Şimdi uzun süredir beklediğimiz Yargıtay da yerel mahkemenin kararını onadı. İslami holdinglere ilgili davalarda mahkemenin 'Nitelikli Dolandırıcılık' suçuyla ceza vermesi oldukça anlamlı. Bu kararın davaları süren diğer İslami holdingler için de emsal teşkil edeceğini düşünüyorum" dedi.

(c) Vatan - 22.08.2007

Yargıtay'dan emsal karar

Yargıtay İslami sermayeli bir holding yöneticisi hakkında ilk kez emsal niteliğinde bir karar verdi. Yargıtay'ın verdiği bu 'nitelikli dolandırıcılık' kararı benzer holdinglerin yargılanan yöneticileri için de kullanılacak

Avrupa ve Türkiye’de 20 bine yakın kişiden yüksek kar payı vaadiyle para toplayan İslami sermayeli Sayha Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru ile 7 yönetici hakkında yerel mahkemenin ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlamasıyla verdiği 5’er yıllık hapis ve 100’er bin YTL’lik para cezası Yargıtay tarafından onandı. Erol Doğru’nun kardeşi Hasan Doğru Afyonkarahisar’da yakalandı. Polis, haklarında tutuklama kararı çıkarılan Erol Doğru ve 6 yöneticiyi arıyor.

Sayhazedelerin avukatı Nazik Köçer, Yargıtay’ın ilk kez bir İslami holding yöneticileri hakkında ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan onama kararı verdiğini, bu kararın diğer benzer davalara emsal teşkil edeceğini söyledi. Konya’da ve yurtdışında bulunan 39 Sayhazede, yüksek kar payı vaadiyle yatırdıkları paraları geri alamadıkları iddiasıyla Sayha Holding Başkanı Erol Doğru ve 13 yönetici hakkında Nisan 2003’te Konya Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Doğru ve yöneticiler hakkında Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan dava açıldı. Mahkeme Kasım 2005’te Doğru ve 13 yönetici hakkında TCK’nın 158/1 maddesi gereği ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan 5’er yıl hapis ve 100’er bin YTL’de para cezası verdi. Doğru ve avukatları kararı temyiz etti.

YARGITAY ONADI

Yargıtay 11’inci Ceza Dairesi, 4 Temmuz 2007’de verdiği kararla Başkan Erol Doğru ile birlikte yöneticiler Mehmet Kayakuş, Selahattin Genç, Hasan Doğru, Tevfik Tığlıoğlu, Ali Sağlık, Yücel Çiftçi ve Mehmet Öğe’nin suçlarının sübuta ermesi nedeniyle kararı bu kişiler açısından onadı. Holdingin eski başkanı Seyit Ali Emelek ile eski yöneticiler Ahmet Kiriş, Süleyman Karaman, Ali Dığrak ve Şüayip Güney’in ise 19 Aralık 1999 tarihinde yapılan genel kuruldan sonra holdingde görev almadıkları gerekçesiyle suçlarının zaman aşamına uğradığına karar verdi. Dosya 31 Temmuz 2007’de yeniden Konya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göderildi. Mahkeme kararı İnfaz Savcılığı’na gönderdi. Yöneteciler hakkında tutuklama kararı çıktı. Sanıkların yatacakları süre hesaplanarak, karar Konya Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne tebliğ edildi.

KARDEŞİ TUTUKLANDI

Sayha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erol Doğru’nun kardeşi olan ve aynı zamanda holding yöneticisi Hasan Doğru, geçen hafta Afyonkarahisar’da yakalanarak cezaevine gönderildi. Polis, şimdi halen holdingin başkanı olan Erol Doğru ile diğer 6 yöneticiyi arıyor. Doğru ve yöneticilerin son bir kaç yıldır Konya dışında oldukları biliniyor.

AVUKAT: EMSAL TEŞKİL EDER

Sayhazedelerin avukatı Nazik Köçer, kararın Konya’daki İslami holdingler açısından bir ilk olduğunu belirterek, “Yerel mahkemenin verdiği ’Nitelikli Dolandırıcılık’ kararı da bir ilkti. Şimdi uzun süredir beklediğimiz Yargıtay da yerel mahkemenin kararını onadı. İslami holdinglere ilgili davalarda mahkemenin ‘Nitelikli Dolandırıcılık’ suçuyla ceza vermesi oldukça anlamlı. Bu kararın davaları süren diğer İslami holdingler için de emsal teşkil edeceğini düşünüyorum” dedi.

(c) Hürriyet - Kerem PULGAT/KONYA, (DHA) - 22.08.2007

Muhammet Demirci'nin, Başbakan Erdoğan'ın sözleriyle ilgili açtığı dava reddedildi

'Sahtekâr' ortaya söylenmiş!

Berlin'de Avrupa Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Demirci ile Erdoğan arasında yaşanan tartışmalı bir diyalog sırasında Başbakan yanında bulunan Bakan Babacan'a dönerek "Ali.. çağır şu sahtekârı bir dinle bakalım neymiş derdi?" sözleriyle çıkışmıştı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 'ın söylediği, "Ali.. çağır şu sahtekârı bir dinle bakalım neymiş derdi" sözünü manevi tazminat istemiyle yargıya taşıyan Avrupa Türkleri Dayanışma Derneği Başkanı Muhammet Demirci 'nin açtığı dava reddedildi. Mahkeme gerekçeli kararında, Erdoğan'ın "sahtekâr" kelimesini Demirci'ye "yönelik olarak kullanmadığı" ve "davacının isminin açıkça zikredilmediği" gerekçesine dayandırdı. Demirci'nin avukatı Şahin Mengü , dün davayla ilgili olarak temyiz başvurusunda bulunarak dosyayı Yargıtay'a götürdü.

Türk-Alman Ekonomi Kongresi'ne katılmak üzere Berlin'e giden Erdoğan, 25 Mayıs 2006 tarihinde Urania Kültür Merkezi'nde gurbetçilerle bir araya gelmişti. Burada söz alan Muhammet Demirci ile Başbakan Erdoğan arasında tartışmalı bir diyalog yaşanmıştı. Tartışmanın bir bölümünde Erdoğan, yanında bulunan Devlet Bakanı Ali Babacan 'a dönerek "Ali.. çağır şu sahtekârı bir dinle bakalım neymiş derdi?" sözleriyle çıkışmıştı. Demirci'yle Erdoğan arasında yaşanan bu diyalog birçok televizyon kanalında ve gazetelerde yer aldı. Bunun üzerine Başbakan'ın, kendisine "sahtekâr" diyerek kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu savunan Demirci, Erdoğan hakkında 25 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı.

Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 7 Mart 2007'de davanın reddine karar verdi. Mahkeme heyeti gerekçeli kararında bilirkişi Fatih Oktay' ın 19 Ocak 2007 tarihli raporuna atıfta bulundu. Mahkemenin gerekçeli kararında şöyle denildi:

"Açıklanan olgular; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre, davacıya yönelik doğrudan veya dolaylı saldırının kesin olarak saptanamadığı, sarf edildiği iddia edilen sözlerin ilgili bölümünde davacının isminin açıkça zikredilmediği, hedef seçilerek gösterilmediği, bant kaydına nazaran olay sonrası olayı anlatan haber spikerinin yorumlarına yer verildiği, bu itibarla manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi kanaatine varılmıştır."

Demirci'nin avukatı dün Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'ne sunulmak üzere Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne, mahkemenin kararına karşı temyiz başvurusunda bulundu. Avukat Şahin Mengü temyiz dilekçesinde, "Bilirkişi raporunun tamamı incelendiğinde; davalı (Erdoğan) ile diyalog halinde olan kişinin dernek başkanı olması sıfatıyla müvekkilim olduğu görülecektir" ifadelerine yer verdi.

AYKUT KÜÇÜKKAYA - Cumhuriyet - 04.04.2007

Hırsız soydu, hükümet uyudu

Yeşil sermaye Almanya'da Türk vatandaşlarını soyarken Alman hükümetinin uyuduğu anlaşıldı.

ALMANYA'da Sol Parti.PDS Federal Milletvekili Sevim Dağdelen'in öncülüğünde parti grubu tarafından yeşil sermaye holdingzedelerle ilgili verilen soru önergesine hükümet tarafından verilen yanıtta “Bu alanda elimizde bilgi yok” denildi.

Önergede federal hükümetin ne zamandan beri haberi var?” sorusuna “Bu konu gizli haber alma teşkilatının görev alanına girer. Federal hükümet bu soruya ancak ilgili birimlerde yanıt verir" denildi.

Holdingzedelere federal hükümetin yardım edip etmeyeceği konusundaki soruya da “Zarar görenlere ancak yatırımı koruma ve sermayedarların zararını giderme yasası (EAEG) yasası çerçevesinde yardım yapılır. Zararın karşılanması ancak bu yasa ışığında yapılır. Bunun içinde söz konusu işletmelerin bu işi Almanya'da yapabilmeleri için izin almaları gereklidir. İzin alınsa bile EAEG'ye göre tazminat- zararının karşılanması hakkı doğmaz” diye cevap verildi.

Holdingzedelerin oluşturduğu dernek ve cemiyetlerin federal hükümete baş vurup vurmadığı konusundaki soruya “Elde bu konuda bilgi yok” denildi.

Almanya'da yaşayan kaç holdingzede bulunduğu ve bunların ne kadar zarara uğradığı konusundaki soru da dahil diğer soruların çok büyük bir bölümüne “Bu konuda elde bilgi yok” yanıtı verildi.

Almanya'daki mahkemelerde şimdiye kadar kaç holdingzedenin açtığı davayı kazandığı ile ilgili bir soruya da “Bu gibi cezai soruşturmalar ve davalar eyaletlerin işidir. Federal hükümet bu konuda açıklamada bulunmaz” yanıtı verildi.

Federal hükümet bu holdinglerin Milli Görüş gibi örgütlerle ne gibi bir ilişki içinde olduğunu içeren bir soruya da “Bu holdinglerin Milli Görüş'ün aktiviteleriyle ilişkilendirilecek bilgilere sahip değiliz” yanıtını verdi.

Ali VARLI / BERLİN - Hürriyet - 31.03.2007

Asiltürk'le dobra dobra

Asiltürk "Kar payı Kombasan'a göre ayarlanıyordu"

Almanya'daki Yimpaş'ın eski yöneticilerinden Faruk Asiltürk Hürriyet'e konuştu. Asiltürk, mağdurların parasını almasının tek yolunun Yimpaş yönetimine girmek olduğunu söyledi.

Almanya Offenbach kentinde YİMPAŞ'ın 'İNTDATA GmbH' adlı firmanın eski sahibi ve yöneticisi, YİMPAŞ Mağdurları Dayanışma Derneği Başkanı Faruk Asiltürk, Frankfurt yakınlarındaki ismini açıklanmasını istemediği bir kasabadaki evinde Hürriyet'e konuştu. Faruk Asiltürk, "Gurbetçiler YİMPAŞ'taki paralarını ancak genel kurulda temsil edilip yani YİMPAŞ yönetiminde söz sahibi olduktan sonra alınacak kararlarla geri alabilir. Sanıyorumki toplanan paranın sadece yüzde yirmisi kalmıştır. En azından bu parayı geri alabilelim" dedi.

Sizin YİMPAŞ ile ilişkiniz nezaman ve nasıl başladı?

YİMPAŞ ile ilişkim 1998 yılı sonlarında başladı. O zamanlar Offenbach'ta bir arkadaşımla birlikte merkezi Offenbach'ta bulunan İNTDATA GmbH adı altında kasa sistemleri kuran bir şirketim vardı. 11 işcimiz vardı. 1998 Aralık ayında YİMPAŞ'ın siparişiyle Avusturya'nın Bregenz kentinde açılan mağazanın kasa sistemlerini kurduk. Bregenz projesinin başarılı yaptığımızdan daha sonra açılacak olah mağazaların işlerinide biz aldık.

Dursun Uyar'ın bacanağı Faik Gürler daha sonra bir gün bize teklifle geldi. "Faruk Bey sizin INTDATA şirketini biz satın alalım. Sende bu şirketin genel müdürü olarak kalırsın. Ayrıca YİMPAŞ yönetiminde de görev veririz" dediler. Bregenz'deki mağazananı açılışını da şimdiki Devlet Bakanı Cemil Çiçek yapmıştı.

Şirketinizi YİMPAŞ'a devrettinizmi?

Evet ortağımla konuyu tartışıp olumlu karara vardık ve INDATA GmbH'yı YİMPAŞ'a 12 Mayıs 1999 tarihinde Alman yasalarına göre kurulu YİMPAŞ Vervaltungs GmbH'ya devrettik. Benim Genel Müdürlügümüde 5 yıl süre ile yasal olarak teminat altına aldılar. Şu an iflas sürecindeki bu şirket benim İNTDATA ana şirketimdi.

Yimpaş'ta ilk olarak neler yaptınız?

Şirketin muhasebe sistemi ve mal idare düzeni çok karışık bir durumdaydı. Mağazalar fazlalaşmıştı. Mağazalara mal girişileri ve ödemelerin düzensizlikler nedeniyle sağlıklı olarak yapılamadığını gördük. Bu aksaklıkları gidermek için kollları sıvadım. Bu aksaklıkları düzene sokmak istediğim zaman ilk sorunlar karşıma getirildi.

YİMPAŞ'ta çok şirketler içiçemiydi?

Mağazalardan sorumlu şirketin adı "YİMPAŞ Einkauf İmport, Handels GmbH,'dı. Bu şirketin iflasını vermeden en son sermayesi 35 milyon marktı. Diğeri ise 1998 yılı ortalarında kurulmuş olan YİMPAŞ Vervaltungs GmbH" . Offenbach'taki merkez binada 50'den fazla oda vardı. Bunlardan 5'i ortaklara ve bu şirkete ekstra ayrılmıştı.

Bu odalarda tüm şirketler adına yani YİMPAŞ Holding, YİMPAŞ Pazarlama, YİMPAŞ Gıda, YİMPAŞ Vervaltungs GmbH ile Türkiye'deki şirkete ait hisse senetleri satılıyordu. Şöyle söyleyebilirimki şimdi iflas sürecinde olan YİMPAŞ Vervaltungs GmbH'nın sermayesi o zaman 150 milyon Euro idi. Yani sadece bu şirket üzerinde vatandaşlarımızdan toplanan para 150 milyon Euro'dur.

YİMPAŞ Vervaltungs GMBH hakkında bilgi verirmisiniz?

1997-98 yıllarında JETPA ' Sessiz ortak" adını verdiği bir sistemle Avrupa'daki TÜrklerden para toplamaya başlamıştı. YİMPAŞ yönetimi, Türkiye'deki şirketlerin hisselerini satmak amacıyla JETPA'nın ortaklık sözleşmeelirin kopya etti. Bazı maddelerin değiştirip YİMPAŞ Vervaltungs GmbH'yı kurdu. 1997, 1998 ve 1999 yılları YİMPAŞ'ın altın yıllarıydı.

Gurbetçilerin bu şirketlere ve açılan mağazalara olağan üstü bir ilgisi vardı, bunun nedenleri?

İnsanlarımız hafta sonları alış verişlerini eşleri ve aileleri ile birlikte Türkçe olarak tanıdıklarıyla bu süper marketlerde karşılaşarak yapar oldu. Zira Türk külltürüne göre bir alış veriş imkanı ve olanakları sunuluyordu. Satılan malların Türkiye'den gelmiş olmasıda, etlerin helal kesim yapılarak satışa sunulması da büyük ilgi uyandırmıştı. İlk kez Türkçe konuşulan bir süper market 1995 yılında Hanau'da açılmıştı.

Vatandaşlarımız alış veriş yoğunluğuna baktılar, çok mal satılıyor, milyonlarca mark karşılığında satış yapılıyor. Tabii ki bunların hepsini kar sandılar insanlar. 1996 yılında Heidelberg ve daha sonra Hamm'da Metro şirketinin yeri kiralanarak bu halkaya bir yenisi daha eklendi. Milletin ilgisi artınca kiralanan mağazaların ebadıda büyüyor, sayılarıda sürekli artıyordu.

Bu Süper Marketler gerçekten kar ediyor muydu?

Hayır kesinlikle bu marketlerden kar edilmiyordu. Gelir çok gözüküyordu, kasalarda hareketlilk vardı. Fakat çalışanları çoktu, kiralar çok yüksekti. Kuruluş maaliyetleride keza aşırı derecede yüksekti. YİMPAŞ'ın 14 marketi içinden sadece Köln ve Bregenz'deki mağazalar kar etmiştir, onlardada kar yüzde 20 civarında olmuştur. Hamm'daki mağazanın fayans işleri için ihale açtırdım.

Son iki firmanın teklifleri cazipti. Birincisi 460 bin Mark, diğeri ise 300 bin marka işleri yapmak için teklif sunmuşlardı. Ben 300 bin veren firmaya işi verdim, ertesi gün ise Faik Gürler işi 460 bin mark veren firmaya vereceklerini belirtip, diğerini iptal ettirdi. Aradaki parayı ise şirket yöneticilerinin paylaşacağını söylemesi ise garip geldi.

Kar payı dağıtılıyormuydu?

Marketlerin girdileri holding para girdisinin çok cüzi bir kısmını oluşturduğu için masraflar karşılanamıyordu. Sadeve vitrin olarak kullanılıyordu. Kar payı dağıtılıyor gibi durum yaratılıyordu.

Bu pahalı yatırımlar niçin yapılıyordu?

Tek neden para toplamak. Süper marketler vitrin olarak kullanılıyordu. O şirket iyi çalışıyor, iyi işliyor havası gösterilerek vatanrdşlarımızın göizleri boyandı. Örnek olarak Hamm'daki 19 bin metrekarelik mağazada ayda 2 milyon 210 bin Mark ciro yapılıyordu. Burada 120 kişi çalışıyordu. Kişi başına 4 bin mark ödedendeği varsalıyırsa 480 bin Mark sadece işcilere veriliyordu.

Ayrıca kira ve yan giderler, malların satın alma değğeri ve bozuk çıkmalara hesaplanırsa kar yapmadığı açıkca görülüyor. Sadece Hamm'daki mağazanın her ay 500 bin Mark zararı varı şirkete. Ayrıca bir fatura üç kez aynı şirkete ödenmiş. Neren, çünkü para çok. O dönem süresince toplanan paranını yanında gayri menkulde dahil olmak üzere alınan mal 300-500 bin Mark civarındaydı. Kartopu misalı para devamlı aktığı için bir mağazanın 500 bin mark zarar etmesi onlar için fark etmiyordu.

Yimpaş Avrupa dan ne kadar para topladı?

YİMPAŞ 2 milyon 903 bin 300 Euro toplamış yani 3 milyara yakın bir meblağ. Dursun Uyar TVlere çıkıp 115 bin ortağımız var, diye 600 bin Euro para toplandı diye yalan söylüyşor. Ben avukatım aracaılığıyla şirketin bilançosunu istedim. 2003 yılı bilançosunda YİMPAŞ'ın 148 bin 300 ortağı var, bu bilançolarda açıkca görülmekte. Toplanan paranın yüzde 80'i batmış durumda. Sardece mağazalardan dolayı batırılan para 250 milyon euro civarında olduğunu biliyorum. Parası batan bu ortakların yüzde 80'i Avrupada yaşayan insanlarımız.

Peki kar payı nasıl hesaplanıyordu ve veriliyormuydu?

Şirketin kar payı hesaplaması ise belki inanmayacaksınız ama çok gülünçtü. Offenbach'ta bir kez şahit oldum. Yönetim kurulu toplanmıştı. "Kombasan bu yıl yüzde kaç kar payı veriyor", dediler. Yüzde 19,5. Yöneticiler," O zaman biz yüzde 21 verelim" kararını aldılar.

Ne bilançoya bakan vardı, nede başka bir şeye. Kar payı genellikle camilerde dağıtılıyordu. Fakat yüz kişi toplansa bile birkaç kişi kar payı alıyordu, onlarda anlaşmalı kişilerdi, bu kişiler karpayıyla anaparayı tekrar geri iade ediyorlardı. Buna vatandaşlarımızda hemen eşlik ediyordu.

Paralar Tükiye'ye nasıl gidiyordu?

Türkiye'ye paraların büyük bir kısmı kuryelerle gitti. Hatta toplanan altın ve bilezikler Hollanda üzerinden bavullarla götürüldü. Paraları götürenler İstanbul veya ankarada kalıdıkları yerde parayı repo yaptırıyorlardı. En son Yozgattan bir mektup geldi. İçinde bu kişilerin bir gecelik repoda nekadar para aldıkları belirtildi. Bir gecede 396 milyon 623 bin mark bu kişiler repodan almışlar.

Yani müslüman diye geçinenler faiz alıyorlardı. Bu belegyi de size gösterebilirim. Ayrıca bu para kişilere veya bazen de şirkete aktarılmış. Dursun Uyar'ın bacanağı Faik Gürler'in 190'lı telefonları kullanması sonucu ne kadar fatura ödendiği ise tartışmalara neden olmuştu. Müslüman ayakları geçinen bu kişi nitelikli dolandırıcılık suçundan Almanya'da 15 ay hapis yatmıştı.

İntihar eden gurbetçilerimiz var?

Bu işlerden dolayı parasının batttığını gören 7 kişi intihar etti. Çok sayıda kiyide kalp krizi geçirerek öldü. Hatta 200 bin mark yatıran bir Alman'da 90 kilodan 60 kiloya kadar düşmüş. Ortakların yüzde 80'i Avrupadan. Yüzde 20'si ise Türkiyeden.

Şimdi ne yapıyorsun?

2000 yılında şirketten ayrıldım. İşsizim . 460 euro 19 cent ayılk sosyal geler ile yaşıyorum. YİMPAŞ'a açtığım 7 dava ile onların bana açtığı davalarda haklı çıktım. YİMPAŞ mağdurları Dayanışma Derneğini kurdum ve hala bu derneğin genel başkanlığını yapmaktayım.

Yimpaş'tan ayrılınca sus payı verdilermi?

Yimpaş'tan ayrılınca şirketi savcılığa şikayet ettim. Daha sonra bana avukatım aracılığyla bir mektup gönderip anlaşmam şartıyla 400 bin mark teklif ettiler. Karşılığında ise savcılıktan şikayetimiı 'yanlış bilgilerden, yanlış anlaşılmadan dolayı diyerek" geri alacağım, bir diğer maddede ise yaptığım basın açıklamasını tekzip etmem gerekiyordu. Hemde bana bir 13 maddelik sözleşme gönderdiler imzalalam için. Ben ise belkide Arnavut kökenli olduğumdan inat ettim ve bunu reddettim. Kabul etmeyincede tehdit edildim. Evimi bastılar, göz dağı vermek istediler.

Kazanılan davalar bir sonuç getirdimi?

Hayır, Almanya da kazanılan mahkemeler pek fazla bir şey ifade etmiyor. Çünkü bu kararlara ilgili kişiye ve şirkete tebliğ edilmesi gerekiyor. Tebliğ edince karşı tarafın itiraz hakkı doğuyor. Dava açılıp kararın yeniden görüşülmesi zorunluluğu doğuyor. Bu da şuanki Türkiye'deki mevcut koşullarda yeni davaların açılması zor görüküyor. Yıllardır bu işin mücadelesini vermeme ve bunun içinde bir dernek kurmama rağmen paramızı geri alma noktasında pekte umutlu değilim.

Sizin dernek bu işte ne gibi ilerleme kaydetti?

Beş yıllık bir mücadeled sonunda ve dernek olarak maalesef istediğimiz hedefe gelemedik. İnsanlarımız maalesef öyle mağdur edildilerki, derneğin aidat ücretini ve masrafların karşıyacak durumda değiller. 300 üye kaydımız var. Fakat gerçek üye olan bizi destekleyenlerin salısı bir iki elin parmak sayısı kadar az. Aachen'da bir toplantıda salon tıkabasa doldu. 300 kişi vardı. En sonunda bize üye olup destekleyen sayısı ise sadece 9 kişi idi.

Ne yapılması gerekli?

Aslında yapılması gereken, Alınan genel kurul kararları yüzde birlik katılımlarla alınıyor. Şu andaki Dursun Uyar'ın başkanlığını yaptığı yönetim suç işliyor. Yüzde birlik katılımla genel kurul yapıp kendi kenndilerini ibra ettiriyorlar, ve kararlar veriyorlar. Mağdurlar olarak biraraya gelip olağanüstü bir genel kurula katılmamız gerekiyor. bunu bağdurlar bizzat genel kurula katılıp veya vekalet vererek yapabilirmler. Belirli temsilcilerle vekalet vererek yüzde onlk çoğunlukla yönetimi olağan üstü genel kurula çağırmamız lazım. Bu genel kurulda şirketin yönetimini ele geçirebiliriz.

Mal varlığı şuan YİMPAŞ'ın nekadardır?

Bizim tesbitlerimezie göre şirketin 500 milyon euro mal vardlığı mevcutttur., Bu paralara el konulursa, herkes için bir miktar da olsa parasını geri alma şansı olabilir.

Alman makamları neden bu sürece müdahele etmedi?

Bence asıl neden bizim Türk oluşumluz. Alan da Türk satan da.. Yani mağdur olanlar Türk olduğu için Almanlar ilgilenmedi. Hatta ben durumu şikayet etteğimde Alman savcının birisi bana," Bu işi çözmek için 400 personele ihtiyaç var. Bana bu memurlar yukarıdan tahsis edilmiyor. Daha doğrusu bu kadar kadro kurmak çok zor" dedi.

Bütün varlıklarını yatırım yapanlar vardı?

Evet parasını kaptıranlar şimdi Alman devletinin sosyal yardımıyla geçiner oldular. Dolayısıyla bu ülkeye yük durumundalar. Almanlar bu işi yapsalarda heman mal varlıklarına el konulur müdahele ederlerdi. Bizde ise bu durum çok zor.

YİMPAŞ vakasının Avrupa' daki Türkelere ahlaki maliyeti nedir?

Bir kere benimde yuvam yıkıldı. Benim gibi yüzlerce yuvası da yıkılmıştır. Benim bildiğim 7 kişi intihar etti. Kalp krizi geçirenlerin, hastalanların sayısı ise belli değil. Burada çocuklarımızın da geleceği söz konusu, onların eğitimini iyi yapatırmamaama durumundayız. Zira maneviyet yanında maddi durumumlarımız iyice kötüleşti. Onların istikbali ile oynamış olacağız.

FARUK ASİLTÜRK: 1967 İstanbul doğumlu. Arnavut kökenli. 1980'de öğrenci olarak geldiği Frankfurt'ta elektroteknik almanında yüksek öğrenim gördü. Bir arkadaşıyla INTDATA adındaki bilgisayar şirketini kurdu. Daha sonra YİMPAŞ Bünryesinde genel müdür oldu. YİMPAŞ'taki bu genel müdürlük kendi deyimiyle ona çık pahalıya mal oldu. Şirketini, evini sattı, eşinden ailesinden ayırılmak zorunda kaldı. Kurucusu ve başkanı olduğu YİMPAŞ Mağdurları Dayanışma Derneği bünyesinde YİMPAŞ mağdurlarını biraraya toplamaya çalışıyor. Zira "YİMPAŞ'tan para alınacaksa birlik olmakla alınır" düşüncesinde.. Asiltürk aylardan beri 460 Euro sosyal yardım parasıyla geçindiğini söyledi.

İsa DEVEÇEKEN / FRANKFURT - Hürriyet


http://www.Holdingzede.com

YİMPAŞ Mağdurları Dayanışma Derneği e.V.

63067 Offenbach, Ludwigstr. 52-60

Tel.: 069 / 82 99 34 55
Fax: 069 / 82 99 34 78
Mobil: 0160 / 96 46 57 33
http://www.Holdingzede.com

Edit - History - Print - Recent Changes - Search
Page last modified on September 01, 2007, at 09:19 AM